«

»

May 02

23 Nisan 1920

Halil ALTIPARMAK

Evet! Bu yıl 23Nisan 1920,Türkiye Büyük Millet Meclisis’nin kuruluşunun 100. Yılı! Anadolu Türklüğü, yani Batı Türklüğü olarak bu yılı kutladık. Hem de, korona virüsün ağır dehşetinde, belki de tarihte eşine rasytlanmayacak bir şekilde, evimizden kutladık. HER ŞEYE RAĞMEN muhteşem bir kutlama idi.

Büyük Millet Meclisi’nin açılışı nedir?

Önce adından başlayalım. 1876 yılındaki I. Meşrutiyet ile kurulan Meclisimizin adı Meclis-i Mebusan idi. Aralıklarla kurulan bu meclisin adı, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi oldu. Kısa bir süre sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi oldu.

Peki neden Büyük Millet Meclisi?

Çünkü, Bu Meclisi kuran iradenin, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a İlk Adımını atarken kararını uygulamaya başladığı süreçten dolayı Büyük Millet Meclisi oldu.

Neydi bu karar?

“Türk Milleti, kendi kaderini kendi belirleyecektir. Çünkü, İstanbul Hükümeti, Türk Milleti’nin kurtuluşunu ve yeniden dirilişini sağlayamaz.”

Bakın! Bu ifade, Samsun’a çıkıştan yaklaşık bir ay sonra (22 Haziranda) yayınlanan Amasya Tamimi’nde var. Ondan sonraki adım olan Erzurum Kongresi’nde var ve birsonraki adım olan ve tüm ülkeyi kapsayan Sivas Kongresi’nde var.

Yani, Kuvay-ı Milliye Hareketi, Türk Milleti’nin kendi kaderini kendi belirleyeceği inancı, düşüncesi, ideali, kararı ve netliğiyle belirlenmiş ve başlamıştır. Konuya bu gerçeğin ışığında bakıldığı zaman, yalpalamaya, kıvırmaya, oyun oynamaya, gizlemeye ve gizlenmeye hiç gerek kalmıyor.

Bu gerçeğin ışığında bakmazsanız, İngiliz Ajanı, emperyalist uşağı olmaya devam edersiniz.

İşte, 23 Nisan 1920’de kurulan Meclis’in adı bu gerçeğin doğrultusunda, yani hem Türk Milleti’ni diriltmek için Millet Meclisi ve hem de tüm ülkeyi kapsayacağı için Büyük Meclistir. Diğer bir ifade ile, ARTIK, Meclisimiz, Millî Devleti temsil edeceği için Millet Meclisidir.

Yani, Çok milletli, çok dilli bir anlayışın Meclisi olan Meclis-i Mebusan değildir.

Yani, mebuslarından en az yarısının Türkçe konuşamadığı bir Meclis değildir.

Yani, mebuslarından  bir kısmının Müslüman Türk düşmanı olduğu bir Meclis değildir.

Gelelim, 23 Nisan 1920’ye…

Vahdettin tarafından kapatılan Meclis-i Mebusan, Kuvay-ı Milliye Hareketi’nin  zorlamasıyla 1919 yılının son ayında yapılan seçimlerle Ocak 1920’de yeniden açıldı. Açılan Meclis’te alınan en önemli karar, Misak-i Millî kararı olmuştur. Nedir Misak-ı Millî? Millî Yemin’dir. Ne anlama geliyor? 19 Mayıs 1919’da İlk Adımı adılan ve bu adımla başlayan bir Millî Hareket zincirinin en önemli halkalarından birisi oluyor.

Bu halka, işgal güçlerinin ve onların kuklası olan İstanbul Yönetimi’nin işine gelir mi, razı olurlar mı?

OLMAZLAR, OLMUYORLAR…

16 Mart  1920’de, KANLI bir şekilde, Meclis-i Mebusan basılıyor ve kapatılıyor. Meclisteki Kuvay-ı Milliyeci Mebusların ileri gelenleri hemen tutuklanıp Malta’ya sürülüyor. İstanbul Yönetimi, elbette işgal güçlerinin emir eri…

Bu durum, Kuvay-ı Milliye Lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN tahmin edemeyeceği bir durum değildi elbette. O nedenle, Meclis’in açılışını zorlarken, İstanbul’da açılmaması gerektiği üzerinde ısrar etmişti. Onun öngörüsü gerçekleşmiş oldu. Erzurum Mebusu seçilmesine rağmen, bu öngörüye dayanarak İstanbul’a gitmedi, zaten idam edilmek için aranıyordu.

Liderlik odur ki; hem olağanüstü öngörün olacak, hem de bu öngörü doğrultusunda yeni uygulamaların olacak.

İŞTE! 23 NİSAN 1920’DE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILIŞI, BU ÖNGÖRÜ DOĞRULTUSUNDA UYGULAMAYA GEÇEN YENİ PLANIN SONUCUDUR.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>