«

»

Eki 30

2023 Eğitim Vizyonu Bu muydu?

Cafer GENÇ

Merakla beklediğim 2023 Eğitim Vizyonu açıklandı.

40 yıllık tecrübeli bir eğitimci ve bir eğitim gönüllüsü olarak düşüncelerimi samimi olarak ifade edeceğim.

Beklentilerimin çok fazla olması sebebiyle isteklerimi, beklentilerimi karşılayamamış olması hayal kırıklığım oldu!..

“Her yeni taze bir başlangıçtır” diyerek “eski” olanın işe yaramaması sebebiyle yerine “yeni” denilenin denenecek olması “bekle-gör” anlayışını akıllara getirmektedir.

Yaklaşık 30 yıllık müdürlüğüm süresinde pek çok kurul ve komisyonlarda görevler alarak bakanlığımıza raporlar hazırladım. Eğitim sisteminin sorunlarını ve sıkıntılarını hep dile getirdim. Eğitim meselelerimizi, gazetemde “EĞİTİM DÜNYASI” köşemdeki yazılarımda da belirttim.

2023 Eğitim Vizyonu’nda belirtilen konuları, olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alarak değerlendirmek istiyorum.

Beklentilerimi karşılayamamış olmasının en önemli sebebi gerçekçi, somut, inandırıcı ve ikna edici vizyonun ve hedeflerin ortaya konulamamış olmasıdır! Israrla söylediğim “köklü” ve “kalıcı” çözümler yerine, yine, “günü kurtarmaya yönelik” bir izlenimin oluşması, hayal kırıklığım olmuştur!..

“Neden” ve “nasıl?” diye soracak olursanız, ben söyleyeyim, siz değerlendirin.

“Eğitimde devrim” denilen bu vizyondaki konular, yıllardır dile getirilen meseleler olduğu için vizyon yerine revizyon demek daha uygun olur.

Mesela, okul öncesi eğitimin çok ihmal edildiği, önem verilmediği yıllardır söylenmektedir. Öneminin şimdi anlaşılmış olması ve ciddiyetle ele alınması olumlu bir gelişme olmakla birlikte “altyapısı hazırlanarak 3 yıl içerisinde zorunlu hale getirileceğinin” belirtilmesine rağmen mevcut şartlarda uygun ve mümkün değildir. Çünkü aile ortamının ve ana kucağının sıcaklığını yaşamakta olan 5 – 6 yaş grubu çocuğa “zorunluluk” uygulamak zordur. Altyapı olarak okul öncesi eğitim kurumlarının yapılması ve aile eğitimiyle okul öncesi eğitim anlayışının yerleşmesi için en az 10 yıla ihtiyacımız olacaktır. “Zorunlu” hale getirmek yerine, zorunluluğun kendiliğinden oluşması için cazip hale getirerek teşvik etmenin daha mantıklı olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Ders saatlerinin ve ders çeşitlerinin azaltılması olumludur ve çok isabetli olmuştur. Yıllardır söylediğimiz ve köşe yazılarımda da ısrarla belirttiğim bu konuya, en son, 21. 10. 2018 tarihli “MEB’e Proje Teklifleri-4” başlıklı yazımda değinmiştim. Emekli ilköğretim müfettişi dostum Enver Demir, “Hocam, sizi duymuş olmalılar, düzenlemelerin yapılacağı belirtiliyor” diye yorum yapmıştı.

Sınavla öğrenci alan okulların kademeli olarak kaldırılacak olmasının belirtilmesi, TEOG’un yerine getirilen LGS’nin devam edeceği anlamına gelmektedir. Bu da yarışın, heyecanın, kargaşanın, kaygının, endişenin, korkunun, stresin… vs. ile sağlık sorunlarının yaşanacağı ve test çözmeye, özel ders almaya devam edileceği anlamına gelmektedir. Bu olumsuz durum, kesin olarak “bu yıl son defa uygulanacak, kaldırılmıştır” denilerek bitirilmeliydi. (Bu konuyu, 14. 10. 2018 tarihli, “MEB’e Proje Teklifleri -2; Sınavsız Eğitim Sistemi” başlıklı köşe yazımda ele almıştım)

2023 Eğitim Vizyonu’nun en çarpıcı bölümü öğretmenlerle ilgili olan kısmıydı.

“Öğretmenlik meslek kanununun çıkarılması. Sözleşmeli öğretmenlerin görev sürelerinin kısaltılması. Elverişsiz şartlarda görev yapan öğretmenlere ve yöneticilere teşvik verilmesi. Öğretmenlerin ve okul müdürlerinin yüksek lisansla olunması. Öğretmen yetiştirme programlarının uygulama ağırlıklı hale getirilmesi. Öğretmenlere yan alan için yüksek lisans imkânı getirilmesi. Başarılı öğretmenlerin yurt dışına gönderilmesi. Okul yöneticiliğine atanmada liyakate dayalı bir değerlendirme getirilmesi. Okul yöneticiliğinin ve öğretmenlerin özlük haklarının, ücret ve maaş durumlarının iyileştirilmesi…” gibi söylemler, her 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, çok sık duyduğumuz sözlerin tekrarı gibiydi. Sözde kalacakmış gibi bir algı oluştuğu için şahsen beni tatmin etmedi. Sözü verilen 3600 ek göstergenin gerçekleştirildiğini, sözleşmeli yerine kadrolu öğretmene geçiş yapıldığını, bölünmüş aileler sorununun atama ile çözümlendiğini ve MEB’e Proje Teklifleri -5: “Öğretmen ve Yönetici Yetiştirme Projesi” başlıklı köşe yazımda belirteceğim öğretmen ve yönetici yetiştirmenin MÜSTAKİL “Eğitim Akademileri” ile yapılacağını da belirtmek gerekirdi diye düşünüyorum. (Başarılı öğretmenlere bizim daha çok ihtiyacımız varken yurt dışına gönderileceğinin belirtilmesini de bir türlü anlayamadım)

Milli Eğitim Bakanımızın edebi, duygusal, bilimsel örneklendirmeli konuşmaları iyi, güzel de, “söz”den çok “öz”de yeniliklere ihtiyacımız olduğu, geç kalmamak için oyalanmamak gerektiği de bilmeliyiz. Söylemler, “saniye” kaybetmeden eylemlere dönüşmelidir.

“Okul ihtiyacı, altyapı eksikliği, donanım yetersizliği, okul çeşitleri meselemiz, ikili öğretim, yönlendirme… vs konular ne olacak?” diye sorayım da bu konuyu yazmaya yarın da devam edeyim.

SÖZÜN ÖZÜ: Bisiklete biniyorsanız düşmemek için devamlı pedal çevirmek zorundasınız. Bu durumda yorulursunuz ve zaman kaybedersiniz. 21. yüzyıldayız, bilim ve teknoloji çağındayız. Adı “Eğitim” olan uzay mekiğinin tuşlarına dokunalım, hızla yol alalım ve sadece parmaklarımız yorulsun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>